Muzaffer İnci yazdı: Rekabetçilikte İmalatçının Durumu
İmalatçı ve ihracatçı firmalar, dış pazarlarda rekabet gücünü artırmak için hammaddeye ve yarı mamule doğrudan, uygun maliyetle ulaşabilmeli; bayi kanalı ve ek maliyetler, Türkiye’nin ihracat rekabetini zayıflatıyor.

Yurt dışı pazarlarda rekabet etmek, Türkiye’de üretim yapan imalatçı ve ihracatçı firmalar için her geçen gün daha zorlu bir hale geliyor. Bir imalatçı ve ihracatçı olarak, dış pazarda bizzat yaşadığım ve gözlemlediğim bazı sıkıntıları paylaşmak istiyorum.
Ben bir imalatçıyım. Üretmiş olduğumuz ürünleri yaklaşık 20 ila 30 ülkeye ihraç ediyoruz. Ancak bu pazarlarda rekabetçilik anlamında ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Rekabetçi olabilmek için iki temel unsur öne çıkıyor: Ürün kalitesinin artırılması ve maliyetlerin düşürülmesi.
Ürün kalitesi anlamında Türkiye olarak iyi bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Üretim kabiliyetimiz, sanayi altyapımız ve teknik bilgi birikimimiz birçok pazarda kabul görebilecek seviyede. Ancak maliyet tarafına baktığımızda, ciddi bir dezavantajla karşı karşıya olduğumuzu görüyorum.
Bugün maliyetlerimizin yaklaşık yüzde 15 ile yüzde 20 arasında daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Bunun en önemli nedenlerinden biri de hammaddeye ve yarı mamule doğrudan ulaşamamak. Bizim gibi ihracat yapan firmaların, hammadde alımını bayi kanalıyla değil, doğrudan fabrikalardan ve üreticilerden yapabilmesi gerekiyor.
Türkiye’de birçok üretici firma, imalatçı firmalara doğrudan hammadde satmak istemiyor. Bunun yerine satışlarını bayi kanalı üzerinden yürütmeyi tercih ediyor. İmalatçı da zorunlu olarak bu kanala yönlendirildiğinde, ürünün maliyeti otomatik olarak artıyor. Bu durum, dış pazarda rekabet etmeye çalışan ihracatçının elini zayıflatıyor.
Burada KDV’den bahsetmiyorum. Bahsettiğim konu, tamamen hammaddeye ve yarı mamule erişim maliyetidir. Örneğin elektrik motoru, şanzıman, demir veya benzeri ürünlerde faaliyet gösteren üretici firmalar, doğrudan imalatçıya satış yapmak yerine bayi üzerinden satış yapmayı tercih ediyor. Bu da imalatçının üretim maliyetini yüzde 10 ile yüzde 20 arasında artırabiliyor.
Dış pazarda yüzde 20’lik bir maliyet farkı çok ciddi bir rakamdır. Çünkü ihracat yaptığınız pazarlarda karşınızda yalnızca yerel üreticiler değil, aynı zamanda Çin gibi maliyet avantajı yüksek ülkeler de bulunuyor. Böyle bir ortamda üreticinin her kalemde daha dikkatli olması, maliyetini düşürmesi ve rekabet gücünü artırması gerekiyor.
Bugün marka değeri yüksek bir otomobil firmasının, motor fabrikasından motor alırken aracı bir firmaya ya da bayiye yönlendirildiğini düşünmüyorum. Eğer böyle bir durum yaşansa, o firma da rekabetçilik anlamında ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalır. Aynı şekilde bizim gibi ihracat yapan imalatçı firmaların da hammaddeyi ve yarı mamulü doğrudan üretici firmalardan alabilmesi gerekir.
Rekabetçilikte imalatçının durumu değerlendirilirken bir başka konuya daha dikkat çekmek istiyorum. İhracatını yaptığınız ürünlerin benzerleri dünyanın birçok ülkesinde zaten üretiliyor. Siz de bu pazarlarda yer almak, kalıcı olmak ve daha fazla ihracat yapmak istiyorsunuz. Ancak pazara girdiğinizde ürününüzün pahalı kaldığını görüyorsunuz. Bunun neden kaynaklandığını sorguluyor, daha ekonomik nasıl üretim yapabileceğinizi ve pazarda nasıl daha güçlü yer alabileceğinizi düşünüyorsunuz.
İmalatını yaptığımız bazı ürünlerde kullandığımız yarı mamuller arasında şanzıman ve elektrik motoru gibi parçalar bulunuyor. Bu ürünler Türkiye’de de üretiliyor. Ancak aynı elektrik motorunu veya aynı şanzımanı dış pazardan ithal etmek istediğinizde, kalite olarak benzer seviyede olan ürünü daha ekonomik şartlarda bulabiliyorsunuz. Bu noktada ise karşınıza ek vergiler çıkıyor.
Türkiye’deki üretici firma, ek vergi konulan bir ürünü iç pazarda daha yüksek bedelle satmak istiyor. Üretici firma sayısının az olması da imalatçıyı termin süresi açısından ayrıca sıkıntıya sokuyor. Böyle bir tabloda imalatçının eli kolu bağlanıyor. Hem maliyet avantajı sağlayamıyor hem de tedarik sürecinde zaman kaybediyor.
Oysa kalite anlamında aynı seviyede olan bir ürünün dış pazardan daha uygun maliyetle tedarik edilip ihracat ürününde kullanılabilmesi, imalatçıya önemli bir avantaj sağlar. İhracat yapan firmanın amacı, kaliteli ürünü ekonomik şartlarda üretmek ve dış pazarda rekabet edebilmektir. Bunun önünün açılması gerekir.
Bu bahsettiklerim yalnızca benim yaşadığım sorunlar değil. Benzer sıkıntıları farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok imalatçı ve ihracatçı firmanın da yaşadığını düşünüyorum. Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için üreticinin ve ihracatçının maliyet yükünün azaltılması gerekiyor.
Bugün Çin pazarıyla rekabet etmek oldukça zor. Bu pazarda var olabilmek için üreticilerin daha güçlü desteklenmesi, hammaddeye ve yarı mamule daha uygun şartlarda ulaşabilmesi şarttır. İmalatçının rekabet gücü artmadan, ihracatçının dış pazarda kalıcı başarı elde etmesi kolay değildir.
Sonuç olarak, Türkiye’de üretim yapan ve ihracat gerçekleştiren firmaların hammaddeye doğrudan erişimi kolaylaştırılmalıdır. Bayi kanalı nedeniyle oluşan ek maliyetler, dış pazarda ihracatçının rekabet gücünü azaltmaktadır. İmalatçının önü açılırsa, ihracatçının eli güçlenir. İhracatçının eli güçlenirse, Türkiye’nin dünya pazarlarındaki rekabet gücü de artar.